Çalışma ve İş Ahlâkı

Index

Gerek ailesi, gerek mensup olduğu cemiyet içinde herkesin bir işi, bir fonksiyonu olmasını ciddi bir şekilde arzu ederdi. Bugünün cemiyetini ehemmiyetli sarsıntılara uğratarak tahrip eden sinir hastalıklarının, kumar veya keyif verici zehirler derdinin hep işsizlikle alâkalı olduğunu söyleyerek bilhassa cemiyetin aylak tabakalarını bu hususlardan kurtarmak için acil tedbirler almak lüzumu üzerinde duruyordu. Her zaman hatırlatırdı: “İslamiyette meskenet asla telif edilemez. Resûlûllah hayatının en parlak devrinde de söküklerini kendi diker, ayakkaplarını kendi yamardı. Bunun mânası ümmetine çalışma yolunda da örnek olmaktır.”
Esasen çocukluk devrinden itibaren tenbellik hiç bir zaman onun mizacında yer bulmamıştır. Devlet hizmetini îfâda kabul edilen yaş haddini doldurduktan sonra bu sefer de hususî mekteplerde hocalığa başlamış, rahatsızlığı son haddini buluncaya kadar kimse onu bu çalışmalardan vazgeçirememiştir.

*
Hocamız, anlattığı dikkate değer bir hâdiseden sonra:
_”Bakınız, ben bir şey duyup, öğrendiğim zaman hemen sevdiklerime naklediyor, yetiştiriyorum. Siz de duyduklarınızı yakınlarınıza söyleyip anlatmalısınız. Bir sahrada herkes susamış... Sen de susuzsun. Bir birikinti su bulmuşsun, onu sade kendin içip başkalarını düşünmemek olur mu?”
*
_”Hadis-i şerifte;Çalışanlar, Allah’ın sevgilisidir,buyrulmuştur. Ticaret fikri makbul bir şeydir. Kazanan kimse Allah’ın sevgilisidir.
Her hadis-i şerif gibi bunun da hem zahir hem batın manası vardır. Zahiri kazanç, tabii ki bazı şartlara bağlıdır. Kazancını insaf dairesinde temin ve insanlara yardım eden mü’min kimse, Allah’ın sevgilisidir. Yoksa Bohoraçi ticaret yapıyor diye Allah’ın sevgilisi olması lâzım gelmez.
İslâmiyet her güzelliği kendinde toplamıştır. Ne istersen onda bulabilirsin. Dinimiz her imkana elverişlidir. Ama bazı kimseler bunlardan işlerine geleni alırlar. Mesela müslüman dininin, kadınların ticaretine müsait olmadığını iddia edenler vardır. Neden olmasın Mekke’de Anadolu’da, Arnavutluk’da kadınlar ticaret yapmıyorlar mı? Tarla sürüyorlar, halı dokuyor, bez çözüyor, ekin ekmiyorlar mı?
Beşeriyetin ve bir milletin iktisadi refah ve kıvamını muhafaza için elbet ki ticaret şarttır ve methe değer. Çünkü bir millet, iktisadi faaliyeti ve ticaret hayatının ölçüsü nisbetinde ilerler.
İlerlemiş bir millet ise, imanını ve varlığını kuvvet ve kudretle muhafaza eyler. Zayıf, cerbezesiz ve cılız kalmış kütleler ise daima boyun eğmeye, başka topluluklar tarafında ezilip, yok edilmeye mahkumdur. Bilin ki Allah tembelleri sevmez.
Ticaretin manevi kısmına gelince, o da, bu dünya ticarethanesinde ahiret için alışveriş etmektir.”

*
Ticaret ve çalışmak hakkında konuşuluyordu.
_Dinde gevşeklik ve tembellik yoktur. Resûlullah Efendimiz: Çalışan Allah’ın sevgilisidir buyuruyor ve yine: İnsana kendi sa’yinden başka şey kalmaz, diyor. Sonra yine: Her peygamberin bir san’atı vardır. Benim ise san’atım ikidir: Biri fakr öteki cehddir ve bunları seven bendendir! Buyuruyor.
Tabii ki içtihat, yani çalışmak yalnız dış manada alınmamalıdır. İçtihattan asıl maksat, batıni, deruni, ruhi mücahededir.
Zahiri çalışma, zaruri olarak nasılsa yapılır. Asıl size düşen, manevi erzak toplamaktır.”

*

Çalış ki evvelki yaptığın şeylerden daha iyi işler yapasın. Bu suretle de şahitler, defterine daha güzel şeyler yazsınlar. Bu işi yarına bırakma. Deme ki, ben yarın daha iyi amellerde bulunurum. Mark Orel’in dediği gibi: “Sen bu günü bırakıp gelecek ile uğraşmaya çalışıyorsun. Halbuki gelecek bu anın içindedir.”

Haber Grubu
Cemalnur Sargut'un ders, konferans ve televizyon programları ile ilgili duyuruların yapıldığı gruba katılmak için duyurucemalnurorg+subscribe@googlegroups.com adresine boş bir mail gönderebilirsiniz.